Tarih 10 Mayıs 2008, 11:07. Yazan ays1938.
Etiket:
fotoğraf, lise, magazin, mahkeme, tecavüz, tuzak, öğrenci
Liseli kıza, cep telefonundaki çıplak fotoğrafla şantaj iddiasında ilgin gelişme
İsmail AKDUMAN/SAMSUN, (DHA)
Tarih 02 Mayıs 2008, 13:59. Yazan ays1938.
Etiket:
adana, belediye, ekmek, gündem, habar, magazin
ADANA'nın
AKP'li Büyükşehir Belediyesi, belediye ekmeğine zam yaptı. Yüzde 33.3
oranındaki zamma, "Ekmek büfelerinde ucuz ekmek için sıra bekleyenlerin
izdiham yaşamaması" gerekçe gösterildi.
Büyükşehir Belediyesi
Basın Bürosu'ndan yapılan açıklamada, belediyenin üretip, tanesini 15
YKr'den sattığı 200 gram ekmeğin gramajı sabit kalmak üzere fiyatının
20 YKr'ye çıkarıldığı belirtildi. Fırıncıların 150 gram ekmeği 40
YKr'den satmaya başlaması nedeniyle belediye ekmek büfeleri önünde ucuz
ekmek kuyruğu oluştuğu hatırlatılan açıklamada, izdiham yaşanmasını
önlemek için ekmek fiyatında düzenleme yapıldığı anlatıldı. Belediye
ekmeğine zam 5 Mayıs'tan itibaren geçerli olacak. Büyükşehir Belediyesi
ekmek büfelerinde, bir kişiye 10'dan fazla ekmek satışı yapılmıyor.
Adana
Büyükşehir Belediye Başkanı AKP'li Aytaç Durak da ekmek zammına gerekçe
olarak ekmek büfelerindeki kuyrukları gösterdi. Belediyenin mevcut 3
ekmek fabrikasında günde ortalama 550 bin ekmek üretildiğini kaydeden
Durak, yazılı açıklamasında, "Fabrikalarımızın kapasitesi sınırlı
olduğu için fazla ekmek üretimi yapamıyoruz. 4'üncü ekmek fabrikamızın
yapımı sürüyor. Yeni fabrikamız devreye girene kadar, ekmek
kulübelerimizin önünde izdiham yaşanmasını önlemek için böyle bir
kararı aldık. Ekmek büfeleri önünde izdiham yaşanmasını önlemek için
ayarlama kaçınılmaz oldu" dedi. vatan
Tarih 02 Mayıs 2008, 13:47. Yazan ays1938.
Etiket:
ekonemiye, gündem, haber, savunma
Suçlu olmadıklarını belirten Erdoğan bu nedenle mahkemeye "cevap" gönderildiğini söyledi
aşbakan
Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'yi kapatma davasında Anayasa
Mahkemesi'ne verilen ön savunmanın ardından milletvekilleriyle bir
aBraya geldi.
Anayasa değişikliğine sıcak bakmadığını söyleyen
Erdoğan, "uzlaşma arayalım" önerilerine, "kimle neyi görüşeceğiz. Hangi
partiyle uzlaşacağız" yanıtını verdi.
CNN TÜRK muhabiri Fatih
Atik'in edindiği bilgiye göre, milletvekillerinin kapatma davasına
karşı görüşlerini alan Başbakan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'ne çok güçlü
bir cevap gönderdiklerini belirterek, "Biz suçlu değiliz onun için
savunma yapmadık, cevap gönderdik" dedi.
Belirsizliklerin
ekonomiye zarar verdiğini anlatan Başbakan, 1 milyar dolar yatırım
yapmaya hazırlanan bir firmanın belirsizlik nedeniyle yatırımdan
vazgeçtiğini söyledi.
Milletvekillerine olumlu mesajlar veren
Erdoğan'ın, "Partimizin kapatılacağına inanmıyorum. Şahsen gönlüm çok
rahat. Bu tren yolunda devam edecek. Bir an önce davanın sonucunu
görelim" dediği öğrenildi.
AKP hakkındaki dava
Anayasa
Mahkemesi 31 Mart'ta AK Parti'nin kapatılması istemini içeren
iddianamenin Abdullah Gül dışında kalan bölümünün kabulüne
oybirliğiyle, Abdullah Gül yönünden de kabulüne oy çokluğuyla karar
verdi.
Tarih 02 Mayıs 2008, 13:36. Yazan ays1938.
Etiket:
demokrasi, faşist, görüş, gündem, haber, hakları, siyaset, ğzgürlük insan
C
HP'den 1 Mayıs dayağına sert tepki: Başbakan faşist anlayışıyla olayları tahrik etti
CHP
Kocaeli Milletvekili Cevdet Selvi, İstanbul’da yaşanan 1 Mayıs
kutlamalarında ortaya çıkan olumsuzlukların birincil sorumlusunun
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ileri sürdü. Başbakan
Erdoğan’ın, “faşist” bir anlayışla 1 Mayıs’a yaklaştığını ifade eden
Selvi, İstanbul Emniyet Müdürü ve İstanbul Valisi’nin de tutumunu
eleştirdi. Selvi, olayları Meclis gündemine taşıyacaklarını söyledi.
CHP'li
Selvi, İstanbul’da 1 Mayıs kutlamalarında yaşanan olayları ANKA’ya
değerlendirdi ve başta Başbakan Erdoğan olmak üzere İstanbul Valisi
Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın yaşanan
olaylarının asıl sorumlusu olduğunu söyledi.
1 Mayıs’ın tüm
dünyada barış içerisinde kutlandığını ifade eden Selvi, “Maalesef 1
Mayıs Türkiye’de üzüntü ve çatışma günü oldu” dedi. Başbakan Erdoğan’ın
“kendisini seçen” emekçi halka karşı “bozuk üslup ve hakaretamiz
sözler” sarfettiğini belirten Selvi, “Başbakan, 1 Mayıs’ı da bir
inatlaşma ve tahrik aracına dönüştürdü. Emekçi halkın demokratik ve en
doğal hakları yıllardır yok sayıldığı için bardağı taşıran son damla
Erdoğan’ın tahrikleri oldu” diye konuştu.
-BAŞBAKAN PROVOKE ETTİ-
Sendikaların
uyumlu ve geçmişin olumsuzluğunu gidermeye dönük bir çabayla 1 Mayıs’ı
kutlama isteklerine AKP Hükümeti’nin olumlu yaklaşmamasını eleştiren
Selvi, şunları söyledi:
“Sendikaların iyi niyetli taleplerine,
Tayyip Erdoğan bir güç gösterisi, inatlaşma anlayışı ile yaklaştı. AKP
1 Mayıs’ın tatil olması için yasa teklifi verdi, herkesi umutlandırıp
sonra hayal kırıklığına uğrattılar. Arkasından 1 Mayıs alanına izin
verilmeyeceği tahrik edilerek kamuoyuna duyuruldu. AKP kendi yarattığı
gerginliği tüm Türkiye’ye yaygınlaştırdı. Tayyip Erdoğan bir Başbakan
gibi değil adeta bir taraf olarak derenin taşıyla, derenin kuşunu
vurdurmuştur. Bu ülkenin polisi ile bu ülkenin emekçisini karşı karşıya
getirmiş, provokasyonu bizzat kendisi körüklemiştir.”
-FAŞİST ANLAYIŞ-
Başbakan
Erdoğan’ın 6 yıldır “demokrasi, özgürlük ve insan hakları”
söylemlerinde bulunduğunu hatırlatan Selvi, son 1 Mayıs kutlamalarında
Erdoğan’ın tam bir “faşist” anlayış sergilediğini söyledi. Selvi, şöyle
konuştu:
“Başbakan, demokrasiyi işine geldiği gibi, özgürlüğü ise
kendi ideolojisinden yana olanlarla kısıtlı tuttuğunu bir kez daha
gösterdi. Erdoğan, iki yüzlü kişiliğini bir kez daha ortaya koydu.
İktidar olmanın avantajını hoyratça global sömürü ile işbirlikçiler ile
paylaştı. Ne kadar acımasız ve sorumsuz olduğu bir kere daha ortaya
çıkmıştır. Ancak bunun hesabı mutlak ve mutlak sorulmalıdır.
Sorulacaktır. Artık her şey net olarak ortadadır.
Tayyip
Erdoğan’ın böylesine faşizanca davranışı geniş bir şekilde
yazılacaktır. Taksim fatihi, işçi dostu Tayyip artık mutlu ve güçlü
olarak kendini ve partisini anlatmaya çalışacaktır. Bu ayıp da
AKP’lilere yeter. Bu konu Meclis’e taşınacaktır. Bizzat Başbakan,
birlik ve beraberliği bozucu tahrik edici olumsuz bir ortam
yaratmıştır. Buna söylenecek bir şey yoktur. Bu hesap sandıkta mutlaka
sorulacak. Burada, olumlu ve sorumlu yaklaşımları nedeniyle 1 Mayıs’a
katılan tüm sendikacıları ve emekçileri gönülden kutluyorum.”
-POLİSİN TUTUMU İZAH EDİLEMEZ-
CHP’li Selvi, İstanbul Emniyet Müdürü ve İstanbul Valisi Muammer Güler’in tavrını da eleştirdi. Selvi, şunları söyledi:
“Polisin
tutumunu izah etmek mümkün değil. Savaşlarda bile çaresiz insanlara
kapısının önünde saldırmak suçtur. Daha insanlar dışarı bile çıkmadan
saldırının ne anlama geldiği herkes tarafından görülmüştür. İstanbul
yönetimi hep beraber bir provokatif eylem ortaya koymuştur. Bunları bir
güvenlik olayı gibi görmek mümkün değildir. Yüzlerce insanın bulunduğu
kapalı alanlara onlarca gaz bombası atmanın acımasızlığı ve
sorumsuzluğu izah edilemez. Bu vahşeti tüm dünyaya gösteren Tayyip’i
kutlamak lazım. Biz konuyla ilgili yasal ve siyasal anlamda her türlü
girişmede bulunacağız. Bu Vali Başbakanın talimatı üzerine günler
önceden adeta halkı tahrik etti. Bu kadarını hiçbir kimse tahmin bile
edemiyordu. Uzun süre uzlaşma her türlü olumlu katkıda bulunma
gayretinde bulunan sendikacılara adeta itibar edilmedi ve böyle bir
olayın olması için Tayyip ısrarla tahrik etti.” vatan
Tarih 02 Mayıs 2008, 09:06. Yazan ays1938.
Etiket:
bank, finans, gündem, haber, halk, halkbank, talip, çalık
halk
Çalık Grubu’nun 375 milyon dolar kredi aldığı Halkbank özelleştirmesi ile ilgilendiği ortaya çıktı
75 yıllık
tarihinde, hiçbir kuruma 125 milyon dolardan daha büyük kredi vermeyen
Halkbank, ekstra teminat dahi istemeden 375 milyon doları tek kalemde
Çalık şirketi Turkuvaz’a aktarırken, Çalık Grubu’nun da Halkbank
özelleştirmesi ile ilgilendiği ortaya çıktı. Çalıkbank’ın Genel Müdür
Yardımcısı Serdar Sümer, “Türkiye’de büyük bir banka almak ve finansta
büyümek istiyoruz. Halkbank için yabancı bir ortakla hareket
edebiliriz” diyerek grubun hedefini ortaya koydu

1933
yılında küçük esnafı desteklemek amacıyla 2284 sayılı kanunla kurulan
Halkbank, 375 milyon dolarlık tarihinin en büyük kredisini tek kalemde
Çalık Grubu’na gözünü kırpmadan vererek Başbakan Erdoğan’ın damadı
Berat Albayrak’ın CEO olduğu bu gruba, Türkiye’nin ikinci büyük medya
kuruluşunun sahibi olma imkanını da adeta bahşetti.
Özkaynaklarının
1.1 milyar dolarlık bu alımın bırakın yarısını, çeyreğini bile finanse
etmeye yetmediği, bu alım için hazırlanan finansman modeli ile net
olarak ortaya çıkan Çalık Grubu’nun kredi kullandığı Halkbank’ın sahibi
olma arzusu ise işin sürpriz kısmını oluşturuyor.

Çalık
Grubu’nun Halkbank ile ilgili olduğu söylemi, bu tip satışlar öncesi
piyasada sıkça dolaşan dedikodulardan da değil üstelik.
Serdar Sümer’in sözleri...
Çalıkbank’ın Halkbank’a olan ilgisini bizzat Çalıkbank’ın tepe yöneticisi söylüyor.
Nerede söylüyor?
Profesyonel finansçıların, banka müdürlerinin, şirket avcılarının en çok rağbet ettiği mergermarket.com’da söylüyor.
Ne zaman söylüyor?

Çalık Grubu, tam da Sabah-atv finansmanı için fellik fellik para ararken, 28 Mart 2008’de söylüyor.
Burası öyle herhangi bir internet sitesi değil.
mergermarket.com,
birleşme ve satın alma haberlerinde referans olarak gösterilen, sadece
üyelerinin belli bir ücret ödeyerek edindikleri özel şifre yardımıyla
girebildikleri bir site.
Dünyanın 53 farklı noktasında ofisleri var.
Uluslararası satınalmalar konusunda bilgi hizmeti veren bir kurum olan
mergermarket, dev satın almalar ve hisse devirleri konusunda
danışmanlık yapan kuruluşlara anlık bilgi sağlıyor.
İşte böylesine
önemli referans bir siteye, 28 Mart 2008’de konuşan Çalıkbank’ın Genel
Müdür Yardımcısı Serdar Sümer, “Türkiye’de büyük bir banka satın almak
ve finans sektöründe yaygın bir şekilde büyümek istiyoruz” ifadesini
kullanıyor.
Sümer, “Ancak Halk Bankası tek başına teklif vermemiz
için çok büyük. Yabancı bir banka ile ortak hareket edebiliriz” diye
devam ediyor.
Aynı haberde konuyla ilgili yorumlar da yer alıyor.
Türkiye’de Yunan Alpha Bank’ın Anadolu Endüstri Holding’e ait Abank’ın
alımı konusunda yaşadığı sıkıntılara aleyhte haberlere dikkat çekiliyor
ve “Hükümet de bu tip eleştirilerin önüne geçebilmek için kamu
bankalarının yerli bir ortağı olan konsorsiyumlara satışına sıcak
bakıyor” deniliyor.
Hükümet de sıcak bakacaktır
Yabancıların
Türkiye’de satın alma girişiminde yerli ortakla hareket etmesinin
sadece finans sektöründe değil, tüm sektörlerde çok sık görülen bir
strateji haline geldiğinin de altı çiziliyor ve Migros örneği veriliyor.
Halkbank’a
da, içinde yerli bir grubun olduğu konsorsiyumun teklif vermesinin hem
muhalefetin eleştirilerini dengeleyeceği hem de açılacak davaların
önüne geçebileceği vurgulanıyor.
mergermarket.com’un haberinde
Çalık Grubu’nun Hükümet’vatanle olan ilişkilerinin çok iyi olduğuna da
dikkat çekilerek, bu tip bir oluşuma Hükümet’in sıcak bakacağının altı
çiziliyor.
Nasıl, iyi değil mi?
Önce kredi kullan.
Ardından kredi kullandığın bankayı satın al. Türkiye bu tip tuhaf satın
alma modellerini 2001 bankacılık krizinden önce gördü.
Biz bu işler bitti diye düşünüyorduk ama otorite kurum BDDK’nın gözü önünde pişkinlik seviyesini bile zorlayan işler çevriliyor.
Herhalde
Halkbank’ın alımı için de gerekli olan finansmanı, bir başka kamu
bankası olan ve Sabah-atv alımına karışmayan Ziraat Bankası’ndan temin
etmenin yollarını ararlar. Zira Sabah-atv için para çıkaramayan Çalık
Grubu’nun Halkbank için özkaynak yaratması imkansız. vatan
Tarih 15 Nisan 2008, 09:40. Yazan ays1938.
Etiket:
bu, ne, oluyor, sevgi, öğrencilere
Lisesi öğrencisi, aşkına karşılık göremediği kız arkadaşıyla tartıştıktan sonra kantindeki ekmek bıçağını kapıp göğsüne sapladı.
Ağır yaralanan öğrenci için öğretmenleri kan aradı.İstanbul Fatih Samiha Ayverdi Anadolu Lisesi'nde aşkına karşılık bulamayan 16 yaşındaki genç, yüzlerce öğrencinin gözü önünde canına kıymaya çalıştı, Lise 2. sınıf öğrencisi Murat T. sabah erkenden okul kantinine geldi. Kantinde bir süre aşık olduğu kızla konuşmaya çalıştığı iddia edilen öğrenci, daha sonra sinirlenerek kantindeki ekmek bıçağını eline aldı. Bıçağı büyük bir sinirle göğsüne saplayan Murat T. kanlar içinde yere yığıldı.
KAN PANİĞİ YAŞANDI
Olayın hemen ardından şoka giren çevredekiler, ambulans ve polisi aradı. Okula gelen ambulansla Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan öğrenciye öğretmenleri de eşlik etti. Aşırı kan kaybeden ve şuuru kapanan öğrenci hemen ameliyata alındı. Yaralı öğrenciye eşlik eden öğretmenleri ise hastanede büyük panik yaşadı. Ameliyata giren öğrenciye kan gerektiği için öğretmenler kan bankası ve acil servis arasında koşuşturmaca yaşadı. T'nin sağlık durumu ciddiyetini koruyor.
KONUSMAYI DENEDiM iSTEMEDi
Yaklaşık 1 saat süren ameliyat sonrası Murat T., servise alındı. Doktor kontrolünde polise ifade veren Murat T., “Aynı okulda okuyan bir kıza aşık oldum. Kız ile konuşmayı denedim. Ama konuşmak istemedi. Ben de sinirlendim. Kantinden aldığım ekmek bıçağı ile kendime sapladım. Gerisini hatırlamıyorum” dediği öğrenildi.
Tarih 13 Nisan 2008, 10:23. Yazan ays1938.
Etiket:
rekabet
7’nci fabrikasını Antalya’da açan 180 milyon dolar cirolu Olmuksa’nın Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, sebze-meyvede tek kullanımlık karton kasanın daha sağlıklı olduğunu söyledi.
Arıkan, "Tahta kasalar iyi temizlenmeden tekrar tekrar kullanılabiliyor. Bu da kanserojen aflatoksin kalıntısına bile yol açabiliyor. Buna rağmen Türkiye’de sebze-meyve kasalarının yüzde 80’i tahta" dedi.
SABANCI Holding’in International Paper’la ortak şirketi Olmuksa’nın Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, Türkiye’de sebze-meyve taşınması ve vitrine sunulmasında yüzde 80 oranında tahta kasa kullanıldığını belirterek, "Burada ciddi bir hijyen sorunu var. Çünkü tahta kasalar tekrar tekrar kullanılıyor. Bu durumda aflatoksine (kanserojen madde) yol açmayacak şekilde iyi temizlenmesi gerekiyor" dedi. Arıkan, Türkiye’de kendilerinin de ürettiği tek kullanımlık karton kasaları daha yaygın kullanmasını daha dogru bulduklarını söyledi. Arıkan, Olmuksa’nın cirosunun 180 milyon dolar olduğunu vurguladı.
6.5 KUTUDAN BİRİ: Piyasadaki 6.5 karton kutudan birinin Olmuksa ürünü olduğunu ifade eden Tuğrul Arıkan, şunları söyledi: "Üretimimizin yüzde 60’ı geri dönüşümlü kağıttan, yüzde 40’ı da ’sıfırdan üretim’ şeklinde yürüyor. Geri dönüştürdüğümüz kağıtlardan yaptığımız ambalajları asla gıda ürünlerine yönlendirmiyoruz. Kullanılmış kağıtları değerlendirerek ürettiğimiz ambalajlar tümüyle gıda dışı ürünlere dönük kullanılıyor. Buzdolabından çamaşır makinesine, küçük ev aletlerine kadar her üründe kullanılan ambalajda geri dönüşmüş kağıtları değerlendiriyoruz."
GIDA AMBALAJINDA HİJYEN: Lahmacun ve pizzadan, domates, bibere kadar tüm gıda maddelerinde ambalajın hijyen konusuna özen gösterilerek kullanılması gerektiğine dikkat çeken Arıkan, şöyle konuştu: "Gıda ürünleriyle doğrudan teması söz konusu olan ambalajlarda kesinlikle geri dönüştürülmüş kağıt kullanmıyoruz. ’Sıfır kağıt’ dediğimiz ambalaj ürünlerimiz doğrudan gıdalara dönük kullanılır. En azından Olmuksa olarak biz buna çok özen gösteririz."
DOMATES KASASI DA ÖYLE: Karton ambalajda hijyen olayının domates, biber, şeftali gibi sebze ve meyveler için de çok önemli olduğuna dikkat çeken Tuğrul Arıkan, şunlara dikkat çekti: "Meyve-sebzelerin nakliyesinde, vitrine sunumunda kullanılan karton kasalarda da geri dönüşümlü kağıt dahi kullanmayız. Çünkü, o kasalarda da gıda maddelerine doğrudan temas söz konusudur. Ancak, ülkemizde sebze-meyve taşımasında yüzde 80 tahta kasa kullanılır. Tahta kasalar kartondaki gibi tek kullanımlık düşünülmeye kalkılsa, maliyeti çok yükselir. Tekrar tekrar kullanım durumunda da tahta kasaların çok iyi temizlenmesi gerekir. Bunun yapılıp, yapılamadığı konusunda ciddi şüphelerimiz var. O yüzden biz karton kasanın yaygınlaşmasını öneriyoruz."
ÖZEL ORMAN KURAMADIK: Karton ambalaj sektörü için en önemli hammaddenin ağaç olduğunu hatırlatan Arıkan, şunları dile getirdi: "Atık kağıtların geri dönüşümüyle elde ettiğimiz hammadde konusunu iç piyasada çözüyoruz. Ancak, ’sıfır kağıt’ için tümüyle ithalat yapıyoruz. İthalatı ortağımızdan gerçekleştiriyoruz. Aslında 1999-2000 döneminde biz de Türkiye’de kendi ormanlarımızı kurmak istedik. Ancak, yetiştirdiğimiz ağaçları kesip kullanma konusunda yetkilileri ikna edemedik."
Ünal: Sebze ve meyvede karton kasaya geçelim
ANTALYA Pınarlı’daki 70 bin dönümlük alana kurulu serasını "fide ameliyathanesi"ne dönüştürüp, yıllık 40 milyon aşılı fide üretimiyle dünyada ilk sıraya oturan Grow Fide’nin sahibi Hasan Ünal, Olmuksa Genel Müdürü Tuğrul Arıkan’ın, karton kasa çağrısına şöyle destek verdi: "Domates, biber gibi sebzelerde karton kasa kullanımının ilk örneklerini verenlerden biriyim. Sağlık açısından, yani hijyen açısından düşünüldüğünde kesinlikle tahta kasa yerine karton kasa kullanılmasını öneriyorum."
İnsan için elbise neyse ürün için de ambalaj o
ANTALYA Valisi Aláaddin Yüksel, 7’inci fabrikasını Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde 6 milyon dolarlık yatırımla açan Olmuksa’yı şöyle değerlendirdi: "Antalya’nın sebze-meyve konusunda ağırlığı ve öncülüğü ortada. Sadece domates, biber ve salatalık cirosu 300 milyon doların üzerinde. Ambalajın iyi ve sağlıklı olması, ürünlerin albenisini artırıyor. Giydiği elbise nasıl ki insanı farklılaştırabiliyorsa, ambalaj da ürünler için elbise işlevi görüyor."
Tarih 07 Nisan 2008, 21:32. Yazan ays1938.
Etiket:
ahmet çakar, banka, bikini, gündem, haber, magazin, mankan, matematik, spor, ünlü
İngiltere'nin önde gelen üniversitesi Oxford'u 13 yaşındayken kazanan ama babasının baskısı sonucu evden kaçıp telekız olan Sufiah Yusuf, hayatını anlattı. 22 yaşındaki Sufiah, 'Yeteri kadar ders çalıştım. Artık hayatın tadını çıkarıyorum. Müşterilerim de zeki bir telekızla yatmaktan heyecan duyuyor. Oral seks yaparken matematiksel denklemlerden ve cebirden bahsediyorum. Kim olduğumu bilenler bana 700 sterlinlik pahalı Gucci marka giysiler, çantalar bile alıyor. Geçmişim sayesinde ünlü oldum ve çok para kazanıyorum. Artık istediğim her şeye sahibim' diye konuştu.
Akşam
Tarih 13 Mart 2008, 22:51. Yazan ays1938.
Etiket:
harry potter sinema film arşiv macera büyü aksiyon korku gerilim müzik spor fenerbahçe haber günlük kadın sağlık
Tarih 11 Şubat 2008, 11:37. Yazan ays1938.
Etiket:
alışveriş, bilgisayar, ekonomi, haber, haberler, laptop, para, teknoloji, ucuz
BİLGİSAYARSIZ ÇOCUK KALMAYACAK
Proje ile maddi durumu iyi olmayan 6-12 yaş arasındaki çocukların bilgisayar sahibi olması amaçlanıyor. Proje, sivil toplum kuruluşlarından destek görmesi halinde başta Güneydoğu olmak üzere birçok bölgeyi kapsayacak.
ABD'nin en önemli mühendislik okullarından Massachusetts Institute of Technology (MIT) tarafından başlatılan OLPC, şu anda dünyanın yaklaşık 10 ülkesinde uygulanıyor.
MIT Medya Laboratuvarı Başkanı Prof. Dr. Nicholas Negroponte'nin fikir babası olduğu ve dünyanın önde gelen bilişim şirketlerinin destek verdiği proje yakın zamanda Türkiye'de de hayata geçecek. Proje, MIT Türk öğrenci Derneği'nin öncülüğünde, Arı Hareketi'nin desteğiyle yapılan lansman kampanyası ile tanıtıldı.
Hareketin Mecidiyeköy'deki binasında gerçekleştirilen toplantıda konuşan dernek yetkililerinden Yunus Şaşmaz, projenin eğitimde fırsat eşitliği getirmesi bakımından bir reform olacağını söyledi. Tamamen eğitim amaçlı olan projenin, sivil toplum kuruluşları üzerinden yürütüleceğini ifade eden Şaşmaz, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yardım gelmesi halinde büyük bir başarıya imza atabileceklerini söyledi.
Şaşmaz, OLPC girişiminin 2010'da bir bilgisayar maliyetini 50 dolara düşürerek, daha çok çocuğa ulaşmayı amaçladığını da bildirdi. Şaşmaz'ın verdiği bilgilere göre, Tayland'da üretilen dizüstü bilgisayarların maliyeti 188 dolar.
Bunlar diğer bilgisayarlara nazaran hem daha sağlam hem de farklı bir tasarıma, donanıma ve yazılıma sahip. Elektriğin olmadığı yerlerde yoyo oyuncakları ya da küçük bir güneş paneliyle şarj edilebiliyor. Üzerinde kamera bulunan ve ekranı kapatıldığında çanta olan bilgisayar ile internete bağlanmak da mümkün.
Projenin hayata geçmesi için sivil toplum kuruluşlarından destek bekleniyor. Gerekli yardım temin edildiğinde ilk olarak bilgisayarlara Türkçe yazılım yüklenecek. Ardından proje pilot okullarda uygulamaya konacak ve desteğe göre yaygınlaştırılacak.
Zaman